Alman Çoban Köpeği yetiştiriciliğinde şecere, yalnızca bir köpeğin anne ve babasını gösteren bir belge değildir.
Gerçek anlamda bir şecere sistemi; bir köpeğin nereden geldiğini, hangi soy hatlarını taşıdığını, hangi yetiştiricilik programı içerisinde doğduğunu ve gelecek nesillere hangi genetik mirası aktarabileceğini takip etmeyi sağlayan kapsamlı bir kayıt yapısıdır.
Türkiye’de Alman Çoban Köpeği için bu anlayışın sistemli biçimde oluşturulmasına öncülük eden isimlerden biri Etem Vatansever olmuştur.
2003 yılından itibaren Alman Çoban Köpeği yetiştiriciliği, eğitimi ve kinoloji alanında çalışmalarını sürdüren Etem Vatansever, Türkiye’de Alman Çoban Köpeklerine yönelik sistemli şecere kayıtlarının oluşturulmasına öncülük etmiş ve bu yapının kurumsal bir yetiştiricilik anlayışına dönüşmesinde rol üstlenmiştir. Von Erk’in güncel kurumsal anlatımında da Vatansever, Türkiye’deki Alman Çoban Köpeği camiasının kurucu başkanı ve şecere sisteminin mimarı olarak tanımlanmaktadır.
Bir ırkın geleceğini planlayabilmek için öncelikle geçmişinin bilinmesi gerekir.
Alman Çoban Köpeği gibi soy, karakter, çalışma yeteneği, anatomik yapı ve sağlık özelliklerinin yetiştiricilikte birlikte değerlendirildiği bir ırkta kayıt sistemi büyük önem taşır.
Hangi köpeğin hangi anne ve babadan geldiği bilinmeden;
mümkün değildir.
Bu nedenle şecere sistemi, yetiştiriciliğin yalnızca geçmişini kaydeden bir arşiv değil, aynı zamanda geleceğini planlamaya yardımcı olan temel araçlardan biridir.
Etem Vatansever’in üzerinde durduğu sistem anlayışının temelinde de bu yaklaşım bulunmaktadır.
Türkiye’de Alman Çoban Köpeği için oluşturulan kayıt anlayışının amacı yalnızca köpeklere belge vermek değildi.
Asıl amaç, köpekleri ve yetiştiricileri birbirinden bağımsız kayıtlar olmaktan çıkararak birbirleriyle bağlantılı bir sistem içerisinde değerlendirmekti.
Bu sistem içerisinde bir köpeğin;
kimliği, anne-babası, soy geçmişi, doğum bilgileri ve yetiştiricilik geçmişi
bir bütün olarak ele alınmaya başlandı.
Böylece tek bir köpeğin kaydı, yalnızca o köpeğe ait izole bir bilgi olmaktan çıkarak daha geniş bir soy ağının parçası haline geldi.
Bu yaklaşımın en önemli sonucu, nesiller arasındaki bağlantının korunabilmesiydi.
Bir yavrunun kaydı, onun ebeveynlerine; ebeveynlerinin kaydı ise önceki nesillere bağlanabiliyor ve böylece Alman Çoban Köpeklerinin soy geçmişi geriye doğru takip edilebiliyordu.
Bugün uluslararası pedigree veri tabanlarında Team Erk ve Von Erk köpeklerine ilişkin geçmiş kayıtların bulunması da bu döneme ait soy takibinin izlerini göstermektedir. Pedigree Database üzerindeki eski kayıtlarda bazı köpeklerin oluşturucusu olarak doğrudan “vatanseverv” kullanıcı adı görülmektedir.
Sistemin en önemli unsurlarından biri soy takibidir.
Bir Alman Çoban Köpeğinin yalnızca anne ve babasının bilinmesi yeterli değildir.
Asıl değer, bu bilgilerin sonraki nesillerle ilişkilendirilebilmesindedir.
Böylece bir yetiştirici;
“Bu köpek nereden geliyor?”
sorusunun yanında,
“Bu köpeğin arkasında hangi soylar var?”
sorusunu da cevaplayabilir.
Bu bilgi yetiştiricilik açısından büyük önem taşır.
Çünkü bir köpeğin fiziksel özellikleri veya karakteri değerlendirilirken yalnızca kendisine bakmak yeterli değildir. Soy geçmişindeki köpeklerin özellikleri de yetiştiricilik kararlarının bir parçası haline gelir.
Bu nedenle şecere sistemi, Alman Çoban Köpeğinin geçmişini geleceğe bağlayan bir kayıt zinciridir.
Sistem yalnızca köpeklerin kayıt altına alınmasını değil, yetiştiriciliğin de kayıtlı ve takip edilebilir hale gelmesini amaçlamıştır.
Bu anlayış sayesinde yetiştiricilik faaliyetlerinin kişisel kayıtların ötesine taşınması ve belirli bir sistem içerisinde yürütülmesi hedeflenmiştir.
Çünkü bir köpeğin soyunu bilmek kadar, o soyun hangi yetiştiricilik programı içerisinde ortaya çıktığını bilmek de önemlidir.
Yetiştiricinin kayıt altında olması;
takip edilebilmesine imkân sağlayan önemli bir yapı oluşturur.
Bu yaklaşım, yetiştiriciliği yalnızca bireysel bir faaliyet olmaktan çıkarıp daha düzenli ve sürdürülebilir bir yapıya taşımayı hedefler.
Şecere sisteminin önemli parçalarından biri de çiftleşme kayıtlarıdır.
Bir yavrunun soyunun doğru şekilde takip edilebilmesi için hangi erkek ve dişi köpekten dünyaya geldiğinin bilinmesi gerekir.
Bu nedenle yetiştiricilik sürecinde gerçekleşen eşleşmelerin kayıt altına alınması, daha sonra doğacak yavruların soy bilgilerinin oluşturulmasının temelini oluşturur.
Bir eşleşme kayda girdiğinde, o eşleşmeden doğan yavrular da sistem içerisinde ebeveynlerine bağlanabilir.
Böylece;
eşleşme → doğum → yavru kaydı → soy kaydı → sonraki nesil
şeklinde devam eden bir kayıt zinciri meydana gelir.
Bu zincirin korunması, yıllar sonra dahi bir köpeğin soyunun geriye doğru incelenebilmesini mümkün hale getirir.
Bir yetiştiricilik sisteminin gerçek anlamda çalışabilmesi için doğan yavruların da kayıt altına alınması gerekir.
Yavrunun yalnızca doğmuş olması değil, hangi ebeveynlerden geldiğinin ve hangi soy hattına ait olduğunun sistem içerisinde tanımlanması gerekir.
Bu kayıtlar sayesinde her yeni nesil, kendisinden önceki nesillerin devamı olarak sisteme dahil edilir.
Böylece zaman içerisinde tek tek köpeklerden oluşan kayıtlar yerine nesiller boyunca devam eden bir soy ağacı ortaya çıkar.
Bu, şecere sisteminin en önemli özelliklerinden biridir.
Çünkü kayıt altına alınan her yeni yavru, gelecekte başka bir köpeğin ebeveyni olacak ve onun da soy bilgisinin bir parçasını oluşturacaktır.
Dolayısıyla bugün yapılan bir kayıt, yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de kayıt altyapısını oluşturur.
Yetiştiricilikte en değerli bilgilerden biri geçmiş nesillerin kaybolmamasıdır.
Bir köpeğin anne ve babası bilinse bile daha önceki nesiller hakkında bilgi bulunmuyorsa soy değerlendirmesi sınırlı kalır.
Sistemli şecere kayıtlarının en önemli avantajlarından biri, bu bilgilerin nesiller boyunca birbirine bağlanabilmesidir.
Böylece bir köpek üzerinden geriye doğru gidilerek;
ebeveynler → büyükanne ve büyükbabalar → daha önceki nesiller → soy hatları
incelenebilir.
Bu bilgiler yetiştiricinin gelecekte yapacağı eşleştirmelerde daha bilinçli kararlar vermesine yardımcı olur.
Yakın akrabalıkların fark edilmesi, farklı kan hatlarının değerlendirilmesi ve istenen özelliklerin gelecek nesillere aktarılmasına yönelik planlamalar bu tür kayıtların sağladığı bilgiler üzerinden daha kontrollü biçimde yapılabilir.
Modern Alman Çoban Köpeği yetiştiriciliğinde soy bilgisi ile sağlık bilgisi birbirinden bağımsız düşünülmemelidir.
Çünkü bazı sağlık özelliklerinin genetik geçmişle ilişkisi bulunabilir.
Bu nedenle soyun bilinmesi, yalnızca köpeğin hangi aileden geldiğini öğrenmek açısından değil, yetiştiricilik kararlarının daha bilinçli verilmesi açısından da önemlidir.
Von Erk’in bugün ortaya koyduğu yetiştiricilik anlayışında da sağlıklı kan hatları, HD/ED gibi kalıtsal eklem sorunlarının dikkate alınması ve doğru eşleştirme özellikle vurgulanmaktadır.
Bu anlayışta şecere, tek başına yeterli bir sağlık garantisi değildir.
Ancak doğru kayıt sistemi;
soy + sağlık bilgisi + karakter + anatomi + çalışma yeteneği
gibi farklı verilerin birlikte değerlendirilmesine imkân veren önemli bir altyapı oluşturur.
Bir yetiştiricinin amacı yalnızca yavru elde etmek değil, sonraki nesillerin niteliğini de korumaktır.
Bunun için hangi köpeğin hangi köpekle eşleştirileceği büyük önem taşır.
Şecere kayıtları burada yetiştiriciye geçmiş hakkında bilgi verir.
Bir eşleşme yapılmadan önce;
birlikte değerlendirilebilir.
Böylece yetiştiricilik rastlantısal eşleşmelerden uzaklaştırılarak daha planlı bir sürece dönüştürülebilir.
Etem Vatansever’in yıllar içerisinde oluşturduğu yetiştiricilik anlayışının temelinde de Alman Çoban Köpeğinin yalnızca görünüşünün değil; sağlık, karakter, çalışma yeteneği ve anatomik yapısının birlikte değerlendirilmesi bulunmaktadır.
Türkiye’de oluşturulan kayıt sisteminin bir diğer önemli boyutu, Alman Çoban Köpeği yetiştiriciliğinin uluslararası sistemlerle ilişkilendirilebilmesidir.
Bir ülkenin Alman Çoban Köpeği alanında uluslararası düzeyde yer alabilmesi için yalnızca köpek yetiştirmesi yeterli değildir.
Bunun arkasında;
kayıtlı köpekler, şecere bilgileri, yetiştiriciler, organizasyon yapısı ve takip edilebilir bir sistem
bulunması gerekir.
Etem Vatansever’in çalışmaları, Türkiye’de Alman Çoban Köpeği camiasının kurumsal bir yapı içerisinde gelişmesi ve Türkiye’nin WUSV sistemiyle ilişkilendirilmesi sürecinde de önemli bir yer tutmaktadır. Von Erk’in güncel kurumsal anlatımında bu süreç özellikle belirtilmektedir.
Bu nedenle Türkiye’de oluşturulan şecere altyapısını yalnızca yerel bir kayıt sistemi olarak görmek eksik kalır.
Bu yapı aynı zamanda Türkiye’deki Alman Çoban Köpeklerinin uluslararası kinoloji dünyasıyla bağlantı kurabilmesi için gerekli kayıt kültürünün gelişmesine katkı sağlayan bir altyapı olarak değerlendirilmelidir.
Etem Vatansever’in çalışmasının asıl önemi, şecereyi bir evrak işlemi olmaktan çıkarıp yetiştiricilik kültürünün merkezine yerleştiren anlayıştır.
Çünkü sistemli bir şecere yapısında;
köpek kayıtlıdır.
Soy kayıtlıdır.
Yetiştirici kayıtlıdır.
Eşleşme kayıtlıdır.
Yavru kayıtlıdır.
Ve bütün bu bilgiler birbirine bağlıdır.
Bu bağlantı kurulduğunda ortaya yalnızca belgelerden oluşan bir arşiv değil, yaşayan bir yetiştiricilik sistemi çıkar.
Her yeni doğan yavru sisteme yeni bir kayıt ekler.
Her yeni kayıt, geçmiş nesillerle yeni bir bağlantı oluşturur.
Her yeni nesil ise gelecekteki yetiştiricilik çalışmalarının veri kaynağı haline gelir.
İşte sistemin gerçek değeri burada ortaya çıkar.
Bir ırkın geçmişi kayıt altına alınmadığında, zaman içerisinde o ırka ait önemli bilgiler kaybolabilir.
Hangi soyların hangi özellikleri taşıdığı, hangi köpeklerin hangi nesillerden geldiği ve hangi yetiştiricilik çalışmalarının hangi sonuçları verdiği unutulabilir.
Şecere sistemi bu nedenle bir ırkın yalnızca soy ağacı değil, aynı zamanda genetik ve yetiştiricilik hafızasıdır.
Alman Çoban Köpeğinde bu hafızanın korunması, gelecek nesillerin geçmişten öğrenerek yetiştirilmesine imkân sağlar.
Bu bakış açısıyla şecere, geçmişi belgelemekten çok daha fazlasını ifade eder.
Geçmişi bilerek geleceği planlamaktır.
Etem Vatansever’in Türkiye’de Alman Çoban Köpeği alanındaki çalışmaları içerisinde şecere sisteminin oluşturulması özel bir yere sahiptir.
Çünkü yetiştiricilikte kalıcı bir yapı oluşturmak için yalnızca iyi köpekler yetiştirmek yeterli değildir.
O köpeklerin;
kim olduğunun, nereden geldiğinin, hangi soyları taşıdığının ve hangi nesillerin devamı olduğunun
bilinmesi gerekir.
Türkiye’de Alman Çoban Köpekleri için sistemli şecere kayıtlarının oluşturulmasına öncülük edilmesi, bu nedenle yalnızca geçmişe ait bir kayıt çalışması olarak değil, Türkiye’de Alman Çoban Köpeği yetiştiriciliğinin daha düzenli ve izlenebilir bir yapıya taşınması yönünde atılmış önemli bir adım olarak ele alınmalıdır.
Bugün Von Erk’in yetiştiricilik anlayışında şecere hâlâ merkezi bir yere sahiptir. Güncel yavru programında da gerçekleşmiş eşleşmelerin ebeveyn bilgileri, sağlık sonuçları, şecere ve rezervasyon durumuyla birlikte paylaşılması, kayıt temelli yetiştiricilik anlayışının günümüzde de sürdürüldüğünü göstermektedir.
Bir yavru bugün doğar.
Onun kaydı bugün oluşturulur.
Fakat o kayıt yalnızca bugünü anlatmaz.
Yıllar sonra o yavru başka yavruların ebeveyni olduğunda, bugün oluşturulan kayıt yeni nesillerin soy bilgisinin temelini oluşturur.
Bu nedenle gerçek bir şecere sisteminde yapılan her kayıt, geleceğe bırakılan bir bilgidir.
Etem Vatansever’in Türkiye’de Alman Çoban Köpeği için sistemli kayıt ve şecere anlayışının oluşturulmasına yönelik çalışmasının temelinde de bu düşünce bulunmaktadır:
Ve bir ırkın geleceğini korumanın en önemli yollarından biri, onun geçmişini doğru şekilde bilmektir.